ChatNetlog.Com Blog

Güncel Haber ve Multimedya Blogu

İran’da seçim tansiyonu çok yüksek

Yazan: admin Tarih: Haz 8th, 2009 | Kategori:: Haber

İran’da 12 Haziranda yapılacak cumhurbaşkanı seçimi iç ve dış dengelere etkisi bakımından ülke seçim tarihinin en önemli ve hassas seçimi olarak görülüyor.

 

Önceki seçimler belirgin bir şekilde muhafazakarlar ile reformcular arasında geçerken, bu seçimlerde her grubun içindeki bazı farklı eğilimler doğrudan ya da dolaylı olarak karşı safta yarışa katılıyor.

İki rengin farklı tonlarında 240 kadar siyasi grubun katıldığı seçim yarışında, farklı renkte olsalar da, aynı tondakilerin yan yana durduğunu görmek mümkün.

Seçimlerde belirgin ve kayda değer etkileri olduğu düşünülen grup, kurum ve şahısların kesine yakın bir ifadeyle tarafsızlıklarını ilan etmeleri, ipi kimin göğüsleyeceğini tahmin etmeyi güçleştiriyor.

Adayların yanı sıra düşünce sistemleri, eski ve yeni nesil, toplumsal katman ve sınıflar, kültürel unsurlar, en önemlisi de sistemin sütunlarının yarışa katılıyor olması, yeni bir arayış ve aynı zamanda taşların yerine oturması olarak değerlendiriliyor.

Binlerce yıllık ülke tarihinde millet iradesinin ülke yönetiminde gölgede kaldığı, hatta yok sayıldığı hatırlandığında, son 30 yılda ortalama her iki yılda bir halkın hakemliğine başvurulması önemli ve tarihi bir kazanım olarak değerlendiriliyor.

Kendine özgü dinamikleriyle oluşturulan sistemde dini lider, cumhurbaşkanı, meclis, yerel yönetimler, Düzenin Yararını Teşhis Konseyi, Uzmanlar Meclisi ile Anayasayı Koruyucular Konseyi, doğrudan ve dolaylı halk tarafından seçiliyor.
-AHMEDİNEJAD VE MUSEVİ-
Seçimlerin tartışmasız iki güçlü adayı Mahmud Ahmedinejad ile Mir Hüseyin Musevi, muhafazakar ve reformcu kimlikleriyle farklılık arz etseler de, ”halk adamlığı”, ‘’sade ve mütevazi” yaşam tarzlarıyla ortak paydada buluşuyor.

Ahmedinejad ve Musevi’nin devlet adamlığı ve ülke yönetimindeki tecrübeleri bakımından da benzer özellikler taşıdığı söylenebilir. Adayların başka bir ortak özelliği de ”önce vatan ve millet” kavramını ”kırmızı çizgi” olarak belirlemeleri. Her iki adaya meşruiyet kazandıran diğer bir özellik de İslam Cumhuriyeti’nin ilke ve değerlerine sadakatleri ve bağlılıkları.

İki adayın ayrıştığı en önemli konuların başında ise ekonomi ve dış politika geliyor. Bu bağlamda Batı ile ilişkilere bakış açılarının büyük ölçüde farklılık arz ettiğini kaydetmek gerek. Büyük güçlerle ilişkilerde Ahmedinejad ”karşılıklılık” ilkesini ön plana çıkarırken, Musevi ”diplomasi dili”ni tercih ediyor.

Adayların bireysel hak ve özgürlükler ile farklı düşüncelerin ifadesine yaklaşımlarının da temelde aynı olmadığı, başka bir gerçek.
-SEÇMENLER-
Ülke yönetiminde ve kendi kaderlerini tayinde her iki yılda bir görüş ve düşüncesine başvurulan halk, bir anlamda da seçim yorgunu. Bu yorgunluğun bazı seçimlerde açıkça görüldüğü, bizzat yetkili ağızlardan da ifade ediliyor.

Seçmenlerin renginin doğal olarak İran’ın toplumsal ve ekonomik yapısı ile kültürel çeşitliliğinden etkilendiğini söylemek mümkün. Seçimlerde 240 kadar grubun faaliyette bulunması çok renkliliğin ve düşünce çeşitliliğinin bir ifadesi olarak görülüyor.

İran’da seçmen kitlesi iki büyük gruba ayırmak gerekirse, geleneksel ve dini değerleri ön planda tutan muhafazakarlar ile hayata çağdaş yorumlar getiren, aynı zamanda dini değerlere saygıyı esas kabul eden reformcular diye sınıflandırmak mümkün.

Ahmedinejad ve Musevi’nin farklı kulvarlarda olsalar da aynı hedef için yarıştığına inananlar, üçüncü bir grup olarak sayılabilir. Kararsızlıklarını son güne kadar sürdüreceği beklenen bu gruptakilerin, nihayetinde ”kimin atı hızlı koşarsa ona bineceklerini” kestirmek güç olmasa gerek.

Seçim sonuçlarına etkileri tahminlerin de ötesinde olan küskünler ve tarafsızlar ise dördüncü grup olarak görülebilir. Bu gruptakileri sandık başına gitmeye ikna edebilen adayın ipi daha rahat göğüsleyeceğinden ise şüphe edilmiyor.

Bütün bunlardan hareketle Ahmedinejad ve Musevi arasındaki yarışı muhafazakarlar ile reformcuların rekabeti yerine farklı renk ve düşüncelere ait tonların mücadelesi olarak görmek daha isabetli olsa gerek.
-DİN, ORDU, SINIF, MEDYA VE SİSTEM-
Seçimlerde doğrudan ve dolaylı etkileri olan dini liderler, medya, ordu ve diğer sistem dinamikleri arasında da farklı renkler, hatta tonlar olduğu söylenebilir.

İçte ve dıştaki çevrelerin yakından takip ettiği ve vereceği işarete odaklanılan sistem dinamiklerinin konumlarına bakıldığında, topun bu sefer her zamankinden daha çok milletin sahasında olduğu görülüyor.

Mevcut durumda seçim sonuçları ne olursa olsun, herkes açısından bir sürpriz ve hatta ilk olacağı yorumları yapılıyor.

Tüm toplum kesimlerinin otorite kabul ettiği, saydığı ve baş tacı ettiği ”Merce-i Taklid” konumundaki dini liderlerin, bu özelliklerinden dolayı herhangi bir adayı desteklemeleri, ne adaylar, ne de halk tarafından bekleniyor.

Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in son açıklamasında, ”Bir oydan başka oyum yok. Onu da kime vereceğimi kimse açıkça bilmiyor. Kimseye de şuna oy verin, buna oy vermeyin demedim, demiyorum, demeyeceğim. Oyum sadece beni ilgilendirir” ifadesini kullanması, bu yöndeki olası beklentilere net bir cevap olarak değerlendiriliyor.

Silahlı Kuvvetler, Devrim Muhafızları ve gönüllü ”Besic”lerden oluşan ordunun tek bir aday etrafından toplandıklarını söylemek oldukça güç. Orduyu da halktaki farklı renk ve tonların bir yansıması olarak ve bunun o şekilde sandığa yansıyacağını değerlendirmek mümkün.

Toplumun ekonomik, demografik, sosyal ve kültürel çeşitliliğinin de yine bu özellikleriyle tercihlerini kullanmaları bekleniyor. Seçmenlerin ekonomi, kültürel haklar, özgürlükler ve gençlerle ilgili politikalar doğrultusunda aday tercihinde bulunacakları bu seçimde daha bir net olarak görülüyor.

Özel radyo ve televizyon kanallarının olmaması medyanın çok sesliliğinden bahsetmeyi zorlaştırıyor. Farklı görüş ve düşünceleri yansıtan gazete, haber ajansları ve internet sitelerinin varlığı bu alandaki eksikliği kapatmaya yetmiyor. Mevcut durumda basının belli bir aday etrafında döndüğü ve farklı yollarla seçmen üzerinde etkili olmaya çalıştığı söylenebilir.

Sistemin görünen ve görünmeyen dinamiklerinin ise adaylardan ziyade ”kırmızı çizgiler” paralelinde tutum takındıkları ise herkesin malumu. Çok kapsamlı kampanya ve büyük rekabete sahne olan cumhurbaşkanı seçimlerinde son 30 yılda en az 15 kez görüşü sorulan halkın vereceği kararın tahmini bu sefer her zamankinden daha çok zor gibi görünüyor.


Seçim Kurulu’ndan flaş karar!

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 14th, 2009 | Kategori:: Haber

Alınan bilgiye göre, Aydın, Bilecik, Sivas, Kırıkkale, Yalova ve Tunceli illeri ile Ankara’nın Şereflikoçhisar, Gölbaşı ilçeleri, Tokat-Sulusaray, Kütahya-Simav, Çankırı-Yapraklı, Kayseri-Pınarbaşı, Balıkesir-Erdek, Aydın-Didim, Niğde-Bor, Kırıkkale-Bahşili, Elazığ-Ağın, Kastamonu-Tosya ve Yozgat-Yerköy’de siyasi partiler ve bazı vatandaşlar seçim sonuçlarına itiraz etti.

İl ve ilçe seçim kurullarının bu bölgelere ilişkin verdiği kararlara da itiraz edilmesi üzerine iptal talepleri YSK tarafından karara bağladı.

YSK, yapılan itirazları değerlendiren il ve ilçe seçim kurulu kararlarını yerinde bularak, itirazları reddetti.

YSK’nın, seçim sonuçlarına yapılan itirazları kurula geliş tarihine göre sırasına koyarak, görüşmeye devam ettiği öğrenildi.


AK Parti’ye çok kötü haber, oylar eriyor!

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 14th, 2009 | Kategori:: Haber

29 Mart sonrası yapılan ankete göre, seçmenin önemli bir bölümü, bu seçimin kaybedeninin AKP olduğu görüşünde.

Seçmenin önemli bir bölümü, AKP‘nin oy kaybetmeye devam edeceğini düşünüyor. DTP seçmeni yüksek oranda partisinin kazandığını düşünüyor. Diğer partilerin seçmenleri, partilerinin aldığı sonuçtan çok da memnun gözükmüyor

Adil Gür yönetimindeki A&G Araştırma Şirketi’nin Milliyet için yaptığı seçim sonrası anketine göre AKP, 29 Mart yerel seçiminin hem galibi, hem de mağlubu. Araştırmaya katılanlara sorulan, “Bu seçimin kaybedeni kim?” ve “Bu seçimin kazananı kim?” sorularına verilen yanıtlarda İlk sırayı AKP aldı.

Katılımcıların birden fazla yanıt verebildiği “Seçimin kaybedeni kim?” sorusuna, yüzde 48.7 oranında “AKP” yanıtı verildi.

İkinci sırada yüzde 18.9 oranıyla CHP geliyor. Katılımcıların yüzde 5.3′ü ise seçimde kaybedenin “Halk” olduğu inancında. MHP‘nin mağlup olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 4.7.

AKP‘li seçmenin çoğunluğu, seçimin mağlubunun CHP olduğunu düşünürken, diğer tüm partilerin seçmenlerine göre kaybedenler listesinde ilk sırada AKP yer alıyor. AKP‘nin kaybettiğine en çok DTP’liler inanıyor.

AKP seçmeninin yüzde 25.6’sı da seçimde kaybedenin AKP olduğu görüşüne sahip.

Her parti galip!
“Seçimin kazananı kim?” sorusuna katılımcıların yüzde 33.9′u AKP yanıtını verdi. Yüzde 24.6’sı CHP‘nin, yüzde 15.1′i MHP‘nin kazandığını düşünüyor.

İl Genel Meclisi seçimi dikkate alınarak yapılan değerlendirmeye göre, her partili seçmen, öncelikle kendi partisinin kazandığına inanıyor. Kendi partisinin kazandığına en çok DTP’liler, en az MHP‘liler inanıyor. AKP‘lilerin yüzde 57.8′i, CHP‘nin 46.6’sı kendi partisinin galip olduğu kanaatinde.

AKP‘ye uyarı
Araştırmada sorulan, “Sizce bu seçimin sonucunu, şimdi size okuyacağım cümlelerden hangisi en iyi şekilde ifade ediyor?” sorusuna karşılık seçmenlerin ilk sıraya yerleştirdiği yorum şöyle:

“Seçmen, AKP‘ye, ‘Sen hâlâ benim bir numaralı partimsin’ dedi ama, ciddi uyarıda bulundu, ‘Yanlışlarını düzelt’ dedi.”

Seçmenlerin seçimden çıkardığı ikinci mesaj, “Bu ekonomik kriz ortamında AKP için yüzde 39 oy büyük başarıdır”; üçüncü mesaj ise, “AKP kaybetti” oldu.

AKP‘liler seçim sonuçları için daha çok “Seçmen uyarıda bulundu” ve “Yüzde 39 başarıdır” derken, diğer partili seçmenlerin önemli bir bölümü, “AKP kaybetti” yorumu yaptı.

CHP seçmeninin yüzde 20.4′ü, MHP seçmeninin yüzde 19.5′i kriz ortamında AKP‘nin aldığı oyu başarılı bulduğunu söyledi. AKP‘nin kaybettiğine en çok DTP inanıyor.

Eğitimle artıyor
Erkekler, genel ortalamanın üzerinde seçmenin AKP‘yi uyardığı veya AKP‘nin kaybettiği cevabını verdi. Eğitim seviyesi yükseldikçe, “Seçmen AKP‘yi uyardı, ‘Kendini düzelt’ dedi” cevapları da artıyor.

Uyarı fikri, ilkokul mezunları arasında yüzde 34.9, ortaokul ile lise mezunları arasında yüzde 38.2 ve üniversite mezunları arasında ise yüzde 40.9 destek buluyor.

AKP‘nin yüzde 39 oy almasını başarılı bulanlar, eğitim seviyesi düştükçe daha çok destekleniyor. Büyükşehirlerde “Seçmen uyardı”, kırsal bölgelerde ise “AKP kaybetti” cevapları genel ortalamanın üzerinde.

AKP kaybedecek
Tek cevap hakkı verilen, “Sizce, siyasette bundan sonra ne olacak? Tahmininiz nedir? Şu görüşlerden hangisine katılıyorsunuz?” sorusuna, katılımcıların yüzde 40.5′i “AKP oy kaybedecek, muhalefet oyunu artıracak” yanıtını verdi. Seçmenlerin yüzde 31.6’sı, “AKP yeniden toparlanacak, bu sonuç ekonomik krize bağlı” dedi.

Yüzde 17.8′lik bir seçmen kesimi, “Bu bir yerel seçimdi, sonuçları hiçbir şey ifade etmiyor” görüşünde. İl Genel Meclisi seçimlerinde, oyunu AKP‘ye verenlerin yüzde 57.1′i, “AKP yeniden toparlanacak” derken, diğer partilere oy veren seçmenlerin çoğunluğu, “AKP‘deki oy kaybının devam edeceğini” düşünüyor. AKP‘nin oy kaybedeceğine en çok CHP seçmeni inanıyor.

Gençler ‘kaybeder’ci
Erkek seçmenlerin yüzde 42.9′u, AKP‘deki oy kaybının süreceğini düşünüyor. Kadınlar arasında da AKP‘nin oy kaybedeceği düşüncesi daha yaygın. 28 yaşın altındaki seçmenlerin yüzde 43.5′i de AKP oy kaybetmeye devam edecek görüşünde.

28-43 yaş arasında AKP‘nin oy kaybedeceği düşüncesi azalırken, 44 yaş ve üzerinde oy kaybının süreceği düşüncesi genel ortalamanın üzerinde. Eğitim seviyesi yükseldikçe, “AKP‘nin oy kaybı sürecek” diyenler, eğitim seviyesi düştükçe, “AKP yeniden toparlanacak” diyenler artıyor.
Büyükşehirlerden kentlere ve kıra doğru gidildiğinde de AKP‘nin oy kaybının devam edeceğini düşünenlerin oranı artıyor.

AKP yüzde 33
“Bugün bir genel seçim yapılsa, kime oy verirdiniz?” sorusuna, katılımcı seçmenlerin yüzde 33.4′ü AKP, yüzde 22.9′u CHP, yüzde 15.2’si MHP yanıtını verdi.

DTP’nin oranı yüzde 5.1, SP’nin oranı yüzde 4.9 çıkarken, kararsızların oranı yüzde 11.2. Kararsızların oyları dağıtıldığında ise AKP‘nin oyu yüzde 37.6, CHP‘nin oyu yüzde 25.8, MHP‘nin oyu ise yüzde 17.1′e yükseliyor.
29 Mart İl Genel Meclisi sonuçları ve anket sonuçları karşılaştırıldığında, AKP‘nin oyunun 1.2 puan düştüğü, CHP‘nin ise 2.7 puan arttığı görülüyor.
MHP oyunu 1.1 puan artırırken, DP ve DSP’nin oylarında azalma görülüyor.


Seçim Kurumu’ndan şok itiraf

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 10th, 2009 | Kategori:: Haber

Kocaeli’nin merkez ilçesi İzmit’te, seçimi kazanan AKP‘li Nevzat Doğan dün mazbatasanı alırken, 1′inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş yaptığı konuşmayla herkesi şoke etti. Meslek yaşantısı boyunca hiçbir seçimde bu kadar sıkıntı yaşamadığını, seçimde kurum ve kuralların devre dışı bırakıldığını ileri süren Hakim Turan Ateş, oy torbalarının da kurallara uygun olarak taşınmadığını gözlemlediğini ifade etti.

29 Mart gecesi yapılan sayımda seçimi açık ara önde götürürken, ilerleyen saatlerde bir anda AKP adayı karşısında geriye düşen CHP Adayı Fikret Toker’in önce ilçe, ardından İl Seçim Kurulu’na yaptığı itirazların reddinin ardından bugün hem Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu hem de İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan mazbatasını aldı. Ancak mazbata töreninde İzmit 1′inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş, Nevzat Doğan’a mazbatasını vermeden önce yaptığı konuşma ile salonda bulunan herkesi şoke etti.

Hakim Turan Ateş konuşmasında, “Benim seçim kurlu başkanı olarak görevim, seçmenin iradesine etki yapmak veya seçmenin iradesini, bir partiye veya adaya yönlendirmek değildir. Bu görev ve yetki adaylara ve siyasi partilere aittir. Seçim kurulu başkanı olarak görevim, seçmenin iradesini sandıkta belirleyip, hamiline teslim etmektir. Çağdaş demokrasilerde sistem böyledir. İlk çağdan beri Akdeniz sahillerinde, Yunanistan ve Roma’da klasik ve katılımcı demokrasi uygulana gelmiştir” dedi.

‘DEMOKRASİDE EŞİT KOŞULDA YARIŞILMALI’

Hakim Turan Ateş sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm toplumlar sıkıntılarını her zaman demokrasi ile aşmışlardır. Demokrasi, kişileri suyun akışı gibi serbestleştirir, kuşun ötüşü gibi de rahatlatır. Çünkü demokrasi aynı zamanda kendin gibi düşünmeyenlere tahammül ve gerektiğinde onlarla işbirliğidir. Biz demokrasiyi saksıdan çiçek olmaktan çıkarmalıyız. Demokrasiyi bir yaşam tarzı olarak görmeliyiz. Demokrasi açık bir rejimdir. Demokrasinin düğmeleri çoktur. İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve insanca yaşama hakkı. Bu nedenlerle de bir gecelik gibi, insan bedeninden sıyrılıp atılamaz.

Kurallar ve kurumlar rejimi olan demokrasi, özünü hukuk kurallarından alır. İnsan, ulaşılan bir amaçtır. Hukuk kuralları ise insanın insanca yaşamı içinde bir araçtır. Demokrasi sadece yasalarla sağlanan bir şey değildir. Bir anlayış, bir yaşam tarzıdır. Demokrasinin iskeleti, yeni taşıyıcı kolonları siyasi partiler ve seçim müessesesidir. Bu nedenlerle bu iki kurum yargının gözetim ve denetimindedir. Tüm siyasi partiler seçim müessesesi içinde eşit koşullarda yarışırlar. Koşulları ve yarışları bir spor müsabakasındaki takımlara benzetebiliriz.”

‘HİÇBİR SEÇİMDE BU KADAR SIKINTI YAŞAMADIM’

Hiçbir seçimde bu kadar sıkıntı yaşamadığını belirten Hakim Turan Ateş şunları söyledi: “Şahsım otuz yılı geçkin meslek yaşamımın içinde. 15 civarında seçim yönettim. Hiçbir seçimde burada yönettiğim seçim ve sonuçları yönünden sıkıntı yaşamadım. Kültür, eğitim, ekonomik ve sosyal düzeyi yüksek bir bölgede bu sıkıntılar yaşanmamalı idi.

Sandık başkanı olan görevlilerinin çekingen ve korkak olduklarını gördüm. Bazı partili kurul üyelerinin ve aday yakınlarının baskı kurduklarını hissettim. Sandık mahallerinde görevlendirilen kolluk kuvvetlerinin görev bilinci ve sorumluluğu içinde olmadıklarını, ayrıca seçim torbalarının seçim kuruluna ulaştırılmasında gereken duyarlılığı da gösteremediklerini gördüm. Seçim sonuçlarını belirleyen seçim torbalarının sandık kurulu başkanı ve en az iki üyesi ile birlikte getirilerek seçim kuruluna teslimi gerekirken bu kuralın kolluk kuvvetlerince, araçlarda yer bulunmadığından bahisle engellendiği muhalefetçe ileri sürülerken, en fazla sıkıntı yaratan bir durum olmuştur. Seçim dürüstlük kuralları içinde yapılır. Bu görevi de seçim kurulu ve kurul başkanının verdiği talimatları uygulayacak kamu görevlileri yapar. Bu görevin de eksiksiz yapıldığını da söyleyemem.”

‘KURUM VE KURALLARI DEVRE DIŞI BIRAKILDI’

1′inci Bölge İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Turan Ateş sözlerine şöyle devam etti: Sayın başkan. Sizin bundan sonraki göreviniz size oy veren ve vermeyen herkesi Anayasa’nın eşitlik ilkesi doğrultusunda kucaklamak ve severek uzlaştırmaktır. Seçim Kurulu’nun kullandığı araçlar ve tüm malzemeler seçim yasası uyarınca idare tarafından hazır edilir. Seçim kurullarının bu konuda ödenekleri yoktur.

Devletin kurumları seçim hakiminin isteği üzerine bunları yerine getirir. Yıllardır uygulama bu doğrultudadır. Görevlendirilen personel de aynı şekilde kamu, kurum ve kuruluşlarından seçilir. Demokrasi kurallar ve kurumlar rejimidir. Yönetim anayasal kurumlar ve konan kurallar denetler. Kurumları devre dışı bırakarak kuralların üzerine örtü örterek bir yerlere varamazsınız. Bir gün gelir devre dışı bıraktığınız kurumlar ve üzerine örtü kapattığınız kurallar sizin yakanıza yapışır ve hesabını sorar.”


Kimi kapı, kimisi de koltuğunu götürdü

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 6th, 2009 | Kategori:: Haber

Seçimler bitti, kavgası sürüyor. Kaybedenler garip tepkilere imza atıyor. Kimi kapıyı söktü kimisi de koltuğunu götürdü. İşte Sandıktan çıkamayanların tepkisi:

 

29 Mart seçimleri sırasında ortaya çıkan muhtarlık kavgaları hız kesmiyor. Kimi adaylar kavga dövüş birbirine girdi, kimileri farklı protestolara imza attı. İki ilginç örnek de İstanbul Avcılar’da yaşandı. Denizköşkler Mahallesi Muhtarı Ali Yılmaz, seçimi kaybedince muhtarlıktaki mobilyayı boşalttı, seçimde harcadığı 25 bin TL’yi de rakibinden istedi. Cihangir Mahallesi’nin eski muhtarı ise, muhtarlığın çelik kapısını söküp götürdü.

‘SANA MI BIRAKACAĞIM’

Avcılar Cihangir Mahallesi’nde seçimi kaybeden Mecit Kırbaş kendi parasıyla yaptırdığı çelik kapıyı söktü. Muhtarlık binasını kapısız devralan yeni Muhtar Ergün Çoban, ‘Seçimi kazandıktan bir gün sonra muhtarlığa geldiğimde kapının yerinde olmadığını gördüm. Kırbaş’ı aradım. Bana, ‘O kapıyı kendi paramla aldım. Sana mı bırakacağım’ dedi. Yenilgiyi hazmedemeyeceksen böyle işlere girmeyeceksin. Ben önümüzdeki dönem eğer seçimi kaybedersem daha güzel bir kapıyla devredeceğim’ diye konuştu.

KALEMLERİ BİLE TOPLAMIŞ  

Denizköşkler Mahalle Muhtarlığı’na seçilen Muhlis Can ise görevi devralmak için muhtarlığa gittiğinde şoke oldu. Kapı açık, içerisi bomboştu. Can, hırsızlıktan şüphelendi ve eski Muhtar Ali Yılmaz’ı aradı.

Yılmaz’ın yanıtı ‘Eşyaları ben götürdüm. Onları kendi paramla aldım. Muhtarlık binası için harcadığım 25 bin TL’yi verirsen eşyaları da veririm’ oldu. Can, durumu Avcılar Kaymakamlığı’na bildirdi. Ve eşyaların bir kısmı geri getirildi.  Yeni Muhtar Can, ‘Muhtarlığın demirbaşı olmasına rağmen ne masa bırakmış ne de sandalye.

Kalemleri bile toplamış’ diyor. Eski Muhtar Ali Yılmaz ise ‘Mobilyaları kendi paramla aldım. Onlar demirbaş değil.  Koltuğumu da kendi paramla almıştım. Kendi paramla aldığım koltuğa o mu oturacak?  Bununla ilgili kaymakam görüşümüzü aldı ve sıkıntıyı çözdük’ diye tepki gösteriyor.