ChatNetlog.Com Blog

Güncel Haber ve Multimedya Blogu

Gül’e yargılama istemine bozma talebi

Yazan: admin Tarih: Haz 9th, 2009 | Kategori:: Haber

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ”Kayıp Trilyon” davasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Gül hakkında verilen ”takipsizlik” kararını kaldıran Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasını istedi.

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ”Kayıp Trilyon” davasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında verilen ”takipsizlik” kararını kaldıran Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının ”kanun yararına bozulması” istemiyle Adalet Bakanlığına başvurdu.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Başsavcılık, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararla ilgili incelemesini tamamladı.

Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral tarafından hazırlanan başvuruda, şikayetçi Cahit Nalbantoğlu’nun, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itirazın geçerli olmadığı kaydedildi.

Başsavcılığın başvurusunda, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, Anayasal boşluk olduğunun kabul edildiği halde ”takipsizlik” kararının kaldırıldığı, dolayısıyla bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürüldü.

Başvuruda, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ”takipsizlik” kararını kaldıran kararının, ”kanun yararına bozulması” talep edildi.

Adalet Bakanlığı, istemi yerinde görürse Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını, ”kanun yararına bozulması” talebiyle Yargıtay’a götürecek. Süreçle ilgili kararı Yargıtay verecek.

-TAKİPSİZLİK KARARI-

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ”Kayıp Trilyon” davasıyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında, ”mevcut anayasal sistem gereğince, iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurları tartışılmaksızın, yasal imkansızlık nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına” karar vermişti.

Kararda, ”Cumhurbaşkanının, seçilmeden önce işlemiş olduğu kişisel suçlarından dolayı Anayasada bir hüküm yer almadığı gibi TBMM İç Tüzüğünde de bir düzenlemenin mevcut olmadığı, demokratik rejimlerde Devlet Başkanının dokunulmazlığının kabul gören bir imtiyaz şeklinde oluştuğu” kaydedilmişti.

1982 Anayasasının 105. maddesine göre Cumhurbaşkanının sorumsuzluğunun ”esas”, sorumluluğunun ise ”istisna” olarak getirildiği belirtilen kararda, 1961 Anayasasının 99. maddesi ve 1982 Anayasasının 105/3. maddeleri ile ”Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten dolayı sorumlu tutulabileceğinin”, 105/1-2. madde fıkralarında ise ”görevi ile ilgili işlemlerden dolayı sorumsuzluğunun düzenlendiği” ifade edilmişti.

Kararda, ”Bunun haricinde, Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanlığı makamına seçilmesinden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülürse tutulma, sorguya çekilme, tutuklama ve yargılama yollarına maruz kalıp kalmayacağının madde metninde bulunmadığı” belirtilmişti.

Kararda, şunlar kaydedilmişti:

”Anayasanın 148/3. maddesinde belirlenen Anayasa Mahkemesinin ‘görev ve yetkileri’ başlıklı bölümünde, Anayasa Mahkemesinin; Cumhurbaşkanını, Yüce Divan sıfatıyla yargılaması hususu belirtilmiş ise de görev yönünden düzenlenen bu maddenin 105. maddede belirlenen görev sorumsuzluğu göz önüne alındığında sadece 105/3. maddesinde geçen vatana ihanet suçlamasına ilişkin yargılamayı kapsadığı anlaşılmakta olup, kişisel suçlardan yargılamayı içermediği, bu bağlamda Anayasal sistem içerisinde Cumhurbaşkanının ‘vatana ihanet’ haricinde kalan bir suçtan dolayı yargılama mercinin de düzenlenmemiş olduğu belirlenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında; Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin varsa partisiyle ilişkisinin kesilmesi ve milletvekilliğinin sona ermesi, görevinin özelliğinin doğal gereği olup, milletvekilliğinin sona ermesinin, dokunulmazlık dışında kalacağı anlamına gelmediği, açıkça bu sözcüğün Anayasada yer almamasının, Anayasanın 104. maddesinde sayılan yetkileri kullanan, milletvekillerinden çok daha önemli konumda olan Cumhurbaşkanının dokunulmazlığının bulunmamasının düşünülemeyeceği ve bu hususun olsa olsa etik nezaket gereği ile bu makamın, ülkede sıkıntılar baş gösterdiğinde, oluşan problemleri; ciddi, herkesin inanacağı ve kabul edebileceği şeklinde çözebilecek son makam olacağı düşüncesiyle muhafaza ve koruma düşünceleri altında yapılan, Anayasa koyucunun tasarrufu olarak vücut bulduğu, 1982 Anayasası’nın, 1924 Anayasası düzenlemesinden ayrılarak 105. madde ile yaptığı Cumhurbaşkanının sorumluluğu ve sorumsuzluğu tanımlamasının mutlak olup, başka kanunlar veya diğer dokunulmazlıklar açısından kıyas yoluna açık bulunmadığı, Cumhurbaşkanı seçilinmesinden önce veya sonra görevle ilgili olmayan kişisel suçlardan dolayı Cumhurbaşkanının sorumluluğu ve yargılanması ile yargılama yer, usul ve şekil şartlarıyla zaman aşımının nasıl ve ne şekilde uygulanacağı hususunda hiçbir Anayasal düzenlemenin mevcut olmadığı, Anayasa’nın 105. maddesinin 1. fıkra hükmünden Cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında kalan diğer görev suçlarından sorumlu olmadığının açıkça anlaşıldığı halde, kişisel suçlardan dolayı sorumlu olup olmadığı, eğer sorumlu ise yargılamanın nasıl ve ne zaman yapılacağı hususunda açık bir belirsizlik olduğu, tersine yorum tekniği ile vatana ihanet suçu haricinde yargılaması mümkün bulunmayan Cumhurbaşkanının, kişisel suçlarla ilgili doktrinde tartışılan cezai sorumluluğun ise yorumsal kıstaslarla doldurulmasının ve muğlak yargılama teknikleri ve makamları ihdas edilmesinin mümkün bulunmadığı tespit edilmiştir.”

Kararda, ”Mevcut Anayasal sistem gereğince, Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurları tartışılmaksızın, yasal imkansızlık nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına CMK’nın 172. maddesi gereğince karar verildi” denilmişti.

-SİNCAN 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KARARI-

Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, ”Kayıp Trilyon” davasıyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında vermiş olduğu ”kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” ilişkin kararını itiraz üzerine kaldırmıştı.

Kararda, Gül hakkında ”özel evrakta sahtecilik” ve ”2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na” aykırılık suçlarından dolayı soruşturma açıldığı, soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ”kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği anımsatılmıştı. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, şunlar kaydedilmişti:

”Ancak; bu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yasalar yönünden dokunulmazlığı bulunan ve yasalarda yargılanmaları istisna kabul edilen kişiler ile kıyas yapılarak, şüphelinin Cumhurbaşkanı olması nedeniyle milletvekili ve bakanlara tanınan dokunulmazlığının yasa koyucunun Cumhurbaşkanını da kapsadığı yönünde görüşleri hukuktan yoksun, kanunlara aykırı olduğu açıktır. Kıyasın; kamu hukuku alanında yapılamayacağı, kaldı ki daha önce Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişilerin önceden suç işlemiş bulunmalarının doğal olarak yasa koyucular tarafından düşünülemediğinden Anayasa’da bu konuda boşluğun bulunduğu, bunun yerine Anayasa’nın ilgili hükümlerinde değişiklik yapılarak Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişilerin Cumhurbaşkanlığı döneminden önceki suçlarına yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği ve Anayasa’daki bu boşluğun kıyas yolu ile değil, hukuki düzenleme ile ortadan kaldırılması hukuki açıdan çok daha uygun olacağından; şüpheli Abdullah Gül hakkında iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurlarının mahkemesince tartışılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hukuka uygun olmayan takipsizlik kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.”


Bir gülün kokusunda binbir çare gizli

Yazan: admin Tarih: May 31st, 2009 | Kategori:: Haber

Hıristiyanlıkta Hz. İsa’yı, İslam’da ise Hz. Muhammed’i temsil etti. Sadece sevginin en önemli simgesi olması değil. Tarihten gelen bir önem bu

 

Gül mevsimi geldi. Tomurcuklar açmaya, kokularını saçmaya başladılar bile. Çiçeklerin şahı gülün, diğerleri içinde farklı bir yeri ve önemi vardır.

Çünkü gül, modern tıbba kadar insanlığın şifa ve güzellik kaynağıydı. Eski Yunan mitolojisinde güzellik tanrısının simgesi oldu; Hıristiyanlıkta Hz. İsa’yı, Müslümanlıkta Hz. Muhammed’i temsil etti. Tüm bunları, tam da gül mevsiminde çıkan bir kitaptan öğreniyoruz.

Tıp tarihçisi Prof. Dr. Ayten Altıntaş’ın uzun soluklu araştırmaları sonucunda kaleme aldığı “Gül’ün Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri”ni B’IOTA Vakfı yayınladı. Altıntaş, incelediği yüzlerce tarihi tıp kitaplarında gülle ilgili o kadar çok bilgiye rast gelmiş ki; not tutmaya başlamış. Sonra da bir kitapta toplamış bunları.

Amacını da şöyle anlatıyor: “Uzun yıllar tıpta tedavi edici etkisi sebebiyle kullanılan kokulu gülleri bugünkü tıbba tanıtmak ve tıp tarihindeki serüvenini günümüze taşımak.” Güzel kokunun kısa bir tarihçesine de değinilen kitapta gül suyu ve kokusu elde etme yöntemleri detaylı bir şekilde anlatılıyor. Kokuyu şişelere hapsetmeyi keşfeden Zerdüşt rahiplerinin yöntemlerinden, gülü ilaç olarak kullanan İbni Baytar’ın tarifine kadar birçok ilgi çekici bilgiye yer veriliyor. Kitaptaki görseller de içeriği kadar dikkat çekici.

Gülün faydaları

Gül, baş ağrısına ve mide rahatsızlıklarına iyi geliyor: 20. yüzyıla yani modern tıbba kadar gül tedavide ve ilaç yapımında çok yararlanılan bir çiçek. Gül suyu, gül macunu ve gül yağı ayrı ayrı kullanılmış. Güllü ilaç tariflerine tıp kitaplarında çok rastlanıyor. Mesela İbn Sina, gül suyunun ve yağının, serinletici etkisinden dolayı ateşli hastalıkları tedavi ettiğini yazmış. Baş bölgesindeki hastalıklarda ve yüksek ateş durumunda gül suyunun vücuda sürülmesini tavsiye ediyor. Gül yağının müshil olarak kullanılmasını da öneriyor ve “İçince boşaltılması gereken maddeleri boşaltır.” yazıyor.

Botanikçi ve doktor İbni Baytar, gül suyunun mide bulantısına iyi geldiğini yazmış. İğrenme, öğürme ve kusmayı dindiriyor, mideyi güçlendiriyor, koklayınca baş ağrısını geçiriyor.

Gül macunu mideye iyi geliyor, hazmı kolaylaştırıyor. Balgamı söktüğü, ciğere kuvvet verdiği tıp kitaplarında sık yazılmış. Gül macunlarının en bilineni gülbeşeker ve gülengübin eskiden gece yatmadan önce veya yemek sırasında alınıyormuş.

Gül suyu yaşam kuvveti veriyor: İbni Baytar’a göre gül suyu aklı, beyni kuvvetlendiriyor ve duyuları keskinleştiriyor, yaşam kuvvetini artırıyor. Heyecandan dolayı aşırı kalp atışına da yararlı olduğu saptanmış.

Ruhsal hastalıkları, tedavisinde gül kullanılmış. 15. yüzyılda yazılmış önemli bir tıp kitabı olan Kamaliye’de ‘teninun kokusu dayim gül kokusı gibi olması için’ denilerek, bir çeşit pudra tarifi veriliyor: Kuru gül yaprakları havanda dövülüp toz haline getirilir ve hamamdan çıkınca, daha beden ıslak iken boyna, göğse ve koltuk altlarına sürülür. Böylece güzel gül kokusu tekrar yıkanıncaya kadar vücuttan çıkmaz. Altıntaş’a göre bu formülün verilme sebebi ruhu tedavi etmek. Açıklaması da şöyle: “Bu koku ruhaniyeti kuvvetlendirir ve kalbi pek safi eyler.”

Bayılana, daralana gül suyu ferahlık veriyor: Şimdi baygınlık geçirene kolonya dökülüyor ya, bu alışkanlık aslında gül suyundan geliyor. Eskiden bayılan hastalara gül suyu dökülürmüş. 30-40 yıldır kolonya kullanılıyor. Gül suyunun, ruh kararması anlamına gelen ‘yürek kabarması’na da iyi geldiği yine bu kaynaklarda yer alıyor.

Gül suyu, boğaz ve kulak ağrılarını gideriyor.

Göz hastalıklarını tedavi ediyor. Göz kızarıklıkları, göz ağrıları için kullanılıyor.

Cilt hastalıkları için de gül kullanılmış. Dinaveri’nin Kitabü’n-Nebat kitabından: “Gülü kurutup uylukta ve kasıkta çıkan çıbana koysalar fayda eder, eğer yenmiş derin çıbanlara vursalar et bitirir.”

Sivilceleri iyileştiriyor: Ediye-yi Müfrede tıp kitabında da kurutulmuş gülün sivilcelere iyi geldiği yazıyor.

Gül suyundan bebek maması: Eskiler gül suyundan bebekler için mama hazırlamış. Doktor Eşref bin Muhamed tarafından 15. yüzyılda yazılan tıp kitabı “Haza’inü’s-Saa’dat”ta çocukların sağlığını korumak için mamalarını gül suyu ile hazırlamaları tavsiye ediliyor.

Gül yağı: Osmanlı hekimlerinin ‘mübarek yağ’ veya ‘iksir gibi faydalı yağ’ olarak tanımladığı gül yağı bugün kullandığımız gül esansı değil. Eski tıpta kullanılan gül yağı, güllerin uygun bir sıvı yağ içinde bırakılarak (zeytinyağı, bademyağı, susam yağı) özünün bu yağa çıkmasıyla elde ediliyor.

Çiçekler, meyveler, kabuklar, kökler gibi yararlı olduğu düşünülen her bitkiden bu şekilde yağ yapılıyor. Bunun için kitaplarda şöyle formüller var: “4 ölçü susam yağıyla 1 ölçü gül yaprağını şişe içine koyarlar. 20 gün güneşte bırakırlar, sonra süzüp kullanırlar.”


Gül, Obama’nın sözlerini değerlendirdi

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 25th, 2009 | Kategori:: Yönetim

Cumhurbaşkanı Gül, ABD Başkanı Obama’nın 1915 olaylarıyla ilgili açıklamasını değerlendirdi. Gül, Obama’nın açıklamasında katılmadığı noktalar olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Başkanı Barack Obama’nın 1915 olaylarıyla ilgili açıklamasını değerlendirirken, açıklamada katılmadığı yönler bulunduğunu belirterek, “Özellikle 1915′te hayatını kaybeden yüz binlerce Türk ve Müslüman var. Hayatını kaybeden herkesin acısının paylaşılması gerekir” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, “Avrupa İçin Doğalgaz: Güvenlik ve Ortaklık” başlıklı enerji zirvesine katılmak üzere geldiği Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gazetecilerin soruları üzerine, ABD Başkanı Obama’nın dün yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Obama’nın açıklamasında katılmadığı yönler bulunduğunu belirtti. Özellikle 1915 yılında yüz binlerce Türk ve Müslüman’ın hayatını kaybettiğinin altını çizen Gül, “Dolayısıyla hayatını kaybeden herkesin acısının paylaşılması gerekir” dedi.

Tarihi olaylara siyasilerin ve devlet adamlarının karar vermesinin mümkün olmadığını ifade eden Gül, Obama’nın Türkiye ziyaretinde düzenledikleri ortak basın toplantısında bu yöndeki görüşlerini geniş biçimde anlattığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:

“Şimdi geleceğe bakmak lazım. Gelecek için, bugünlerde bazı çevrelerce farklı yerlere çekilebilir ama yapılan diplomasiye fırsat vermek gerekir. Yapılanlar bütün bölgenin çıkarı için yapılan çalışmalardır. Bütün bu çalışmaları bölgeyle ve bu konuyla ilgili ülkelerin desteklediğini görmekten memnuniyet duyuyorum. Bütün bu sorunları çözmek için sadece Türkiye ile Ermenistan arasında değil, Ermenistan ile Azerbaycan arasında ve bölgenin bütün konularını çözmek için ilgili herkesin gayretlerini birkaç misli artırması gerekir ki o ilk defa oldu. Buna herkesin dikkat etmesini özellikle isterim. Ortada ilk defa bir büyük gayret var. Rölantide giden çalışmalar, adeta birkaç misli hızlanmış vaziyette. En üst seviyede herkes bu problemlerin çözümüne yapıcı katkıda bulunmak için devreye girmiş vaziyette. Problemler derken, bütün bölgenin problemlerini kastettiğim anlaşılıyordur. Ümit ederim ki bütün sorunlar çözülür ve bu bölgede herkes daha fazla iş birliği içerisinde olur.”


Gül’den olumlu sinyal

Yazan: HaSaN Tarih: Şub 26th, 2009 | Kategori:: Haber

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İsrail ile ilişkilerde yaşanan krizi bitirmek amacıyla bu ülkeye resmi bir ziyaret yapmayı planladığı bildirildi. Haaretz gazetesi, işadamı Jak Kamhi’nin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e Gül’ün bir notunu ilettiğini belirterek “Gül’ün Peres’e gönderdiği not, İsrail-Türkiye ilişkilerindeki krizin ışığında burara çok olumlu bir sinyal, çok önemli bir jest olarak görülüyor” diye yazdı.

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, “Türk Cumhurbaşkanı, gerilimleri azaltmak için İsrail’i ziyaret etmeyi planlıyor” başlıklı haberinde “Türk Cumhurbaşkanı, ülkesi ile İsrail arasındaki ilişkilerdeki krizi sona erdirmek için önümüzdeki aylarda İsrail’i ziyaret etmek istiyor. Eğer gelirse Gül’ün ziyaretinin yılın ikinci yarısında olması bekleniyor” dedi.
Musevi kökenli işadamı Jak Kamhi’nin bir hafta kadar önce İsrail’e ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Başbakanı Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile buluştuğuna işaret eden gazete, bu görüşmelerde Türkiye ile ilişkilerdeki krizin ele alındığını kaydetti.

-ZİYARET YILIN İKİNCİ YARISINDA BEKLENİYOR-

Haaretz, Kamhi’nin Peres ile görüşmesinde Gül’ün bir notunu ilettiğini belirtirken de “Kısa mesajında Gül, İsrail’e bir devlet ziyaretinin bu yıl için düzenlenmesi arzusuna vurgu yaptı” dedi.
Gül’ün Ocak ayında İsrail’i ziyaret etmesi öngörüldüğünü ancak ziyaretin kulak rahatsızlığı gerekçesiyle iptal edildiğini yazan gazete, “İptalin olası nedeninin Gazze operasyonu ve Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlikler olduğu”nu öne sürdü.

-“GÜL ERDOĞAN’A GÖRE DAHA ILIMLI BİR ÇİZGİ BENİMSEDİ”-

Haberde Kudüs’teki kaynakların ziyaretin Türkiye’deki Mart yerel seçimi öncesi yapılmasının beklenmediğini söyledikleri, Papa’nın Mayıs’ta yapacağı İsrail ziyaretinin gerektirdiği yoğun hazırlıkları nedeniyle Haziran sonundan önce yapılmasının da pek olası görülmediği kaydedildi.
Haaretz şöyle devam etti:
“Gül’ün Peres’e gönderdiği notu, İsrail-Türkiye ilişkilerindeki krizin ışığında çok olumlu bir sinyal, çok önemli bir jest olarak görülüyor. İki cumhurbaşkanı arasında çok samimi bir ilişki olduğu biliniyor ve durumu yatıştırmak amacıyla gerginlik sırasında düzenli bir biçimde konuştular. Türkiye’nin eski Dışişleri Bakanı olan Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a göre daha ılımlı bir çizgi benimsedi.”
İsrailli gazete, Gazze operasyonu ve Erdoğan’ın ağır eleştirileri nedeniyle ilişkilerde yaşanan gerilimlerin, İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mizrahi’nin Erdoğan’a yönelik eleştirilerinin ardından daha da yoğunlaştığını belirtti.