ChatNetlog.Com Blog

Güncel Haber ve Multimedya Blogu

Peygamberi, Atatürk’le kıyaslayınca!

Yazan: admin Tarih: May 23rd, 2009 | Kategori:: Haber

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli il yönetimindeki 8 kişinin istifasından sonra İl Başkanı Ali Kavak ve bütün yönetim görevden alındı. İşte görevden aldıran o gerekçe:

 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli il yönetimindeki 8 kişinin istifasından sonra İl Başkanı Ali Kavak ve bütün yönetim görevden alındı. İl Başkanı Kavak CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından, parti tüzüğünün 42. maddesi gereğince yapılan işlemi doğruladı.

CHP İl Başkanı Kavak’ın, görevde bulunduğu dönemde çeşitli zamanlarda söylediği bazı sözler ve icraatları tepki toplamıştı, Bir televizyon programında Hz. Muhammed’i (SAV) Atatürk’le kıyaslamasına tepki yağmıştı.

Programa canlı yayında katılan Ali Kavak, Denizli Vali Yardımcısı Mustafa Güney’in, “Dünya, Hz. Muhammed gibi bir lider istiyor.” sözü üzerine, “Yani Atatürk gibi bir lideri bırakıyoruz biz Denizli’de? Tabii Hz. Muhammed dinî liderdir. Yeni baştan şeye getiriyoruz.” demişti. Bu sözler, Denizli’de çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve diğer vatandaşların tepkisine sebep olmuştu.

Ayrıca parti binasında düzenlediği bir basın toplantısında da belediye önündeki Atatürk anıtında bulunan atın cinsel organının özellikle koparıldığını ileri süren CHP İl Başkanı Kavak, heykeli yapan Mimar Sinan Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Tamer Başoğlu yalanlayınca zor durumda kalmıştı.


Baykal’ın Kürt Sorunu’na çözüm planı

Yazan: admin Tarih: May 19th, 2009 | Kategori:: Haber

CHP lideri Deniz Baykal Kürt sorununa çözüm için kapsamlı bir plan çalışması içinde olduklarını söyleyerek bu planın ortaya çıkmaya başlayan ana hatlarını açıkladı.

 

Baykal’ın ifadesiyle “Türkiye’nin geleceğini birlikte kuralım” diye özetlenebilecek yaklaşım içinde devlet hizmetinden yararlanmak için anadilde dilekçe verilmesine imkân tanınmasından, genişletilmiş yayın yapma haklarına, ekonomi, sağlık ve eğitim hizmetlerinde pozitif ayırımcılığa dek pek çok açılım bulunuyor.

PKK ve DTP’nin af taleplerine de değinen Baykal, affın bir terörle mücadele yöntemi olamayacağını, ancak terörün gündemden düştüğü noktada bir toplumsal barış projesi olarak gerekli olabileceğini söyledi.

Baykal bu yaklaşımın ana hatlarını önceki akşam CNN Türk’te Fikret Bila ile sunduğumuz Ankara Kulisi programında beş başlık altında şöyle açıkladı:

* Af, terör gündemden düştüğü zaman: “Kürt sorununun çözümü için Türkiye’de af, terörle mücadelenin bir yöntemi değildir. Türkiye’de af, artık terörün gündemden düştüğü, geride kaldığı bir noktaya toplumun gelmesi halinde, bir toplumsal barış ve kardeşlik projesi olarak ortaya atılabilir ve hepimiz terörü geride bırakmış olmanın sevincini, geçmişte çatışmış, karşılıklı acılar çekmiş kesimler olarak, kucaklaşarak yeni bir kaynaşma noktası olarak gündeme getirebiliriz. Şimdi böyle bir noktada olduğumuza dair hiçbir işaret yok.”

Baykal ile dün bu konuyu yeniden telefonla görüştük.Terörün Türkiye’nin gündeminden düşmesi konusunda şunları söyledi: “Terör bir grup insanın şahsi kararıyla durmaz. Terör, toplumun ortak tavır alışıyla ortak tutumuyla durur. PKK’nın son zamanlardaki eylemlerinin onu kitlelerin gözünde nasıl tecrit ettiğini görüyoruz. Bu açıdan gelişmelerin olumlu yönde olduğu söylenebilir.”

* Kamuda zihniyet değişikliği:Anadolu’nun her köşesindeki kamu görevlilerinde zihniyet değişikliğinin sağlanması gerekiyor. Bürokrasiden yargıya, askerden polise zihniyet değişikliğinin özümsenmesi konunun çözümü için önemli.”
Dünkü telefon görüşmemizin asıl amacı Baykal’ın burada ne demek istediği idi. Televizyon programının süre kısıtlaması içinde sıra gelmeyen bu değişiklik ne anlama geliyordu.

Örneğin derdini Türkçe olarak anlatamayan vatandaş devlet hizmeti almak, ya da şikâyet etmek için Kürtçe dilekçe verebilecek miydi? Baykal’ın açılımındaki asıl noktalardan birisinin bu olduğu verdiği şu yanıtla anlaşıldı: “Türkiye’de yerel yönetimlerden başlayarak, kullanılan dili ayırmak anlayışında değilim. Bu demek değildir ki, meramını Türkçe olarak tam anlatamayan insanlar hizmetten yoksun bırakılır.

Önemli olan insanlara hizmet vermektir. Meramını başka türlü ifade edemiyorsa, sadece Kürtçe için değil, diğer anadiller için de diyorum, o imkân tanınmalı. Mesela mahkemelerde tercümanla ifade alınabiliyor, istenirse ayrımcılığı teşvik etmeyen bir yol bulunabilir. Kişi bu durumu istismar etmek amacıyla diyelim kötü niyetle bile gelse, hizmet vermeyi reddetmemek lazım.”

* Fırsat eşitliği: “Devletin işi herkese eşit olarak sağlık, eğitim gibi, adalet gibi hizmetleri sunmak, istihdam ortamı yaratmak. Son zamanlarda AKP uygulamalarıyla fırsat eşitliğinin ülkenin her yerinde sorun olduğunun farkındayım. Ancak Doğu ve Güneydoğu’da bu sorun özellikle hissediliyor.

Oradan gelen bir çocuğun sağlık, eğitim imkânlarından eşit fırsatlarla yararlanıp sistemde yükselme imkânlarının açık olduğunu göstermek, sistemi böyle işletmek gerekiyor. Aksi halde burada yer tutamayan çocuk, gidiyor terör hiyerarşisinde, gidiyor mafya hiyerarşisinde yer tutmaya çalışıyor. (Ağırlıkla dünkü telefon konuşmasından-) Oysa geleceğin Türkiye’sini hep birlikte kurmak için, başkalarının planları uyarınca değil, kendimiz kurmak için herkese eşit fırsat vermek lazım. Türkiye’nin geleceğini birlikte kuralım. Bunun için gerekiyorsa pozitif ayrımcılık yapabiliriz. Bu konuda getirilecek önerilerin de ayrıştırmaya değil, kaynaştırmaya yönelik olması lazım.”

* Kimliğini geliştirme imkânları: “Kimlik herkesin şerefidir. Kimliği sahiplenme, geliştirme, gelecek kuşaklara aktarma, yararlanma konusunda şu anda var olanların ötesinde olanaklar sağlamanın gerekli olduğuna inanıyorum. Anadilde, Kürtçe yayın yapılmasına karşı değilim. Devlet imkânlarıyla TRT aracılığıyla yapılan Kürtçe yayının uygun olmadığını düşünüyorum. Özel yayın şirketleri aracılığıyla RTÜK düzeninde bölgede serbestçe yayın yapma imkânı sağlanmasını doğru buluyorum. Kürtçe eğitim konusunda da özel kurslar, enstitüler açılabilir, ancak onun ötesinde, ‘Tatmin etmek için ne verilebilir?’ yaklaşımıyla hareket edilmemeli.”

* Ayrı ekonomik politika: “Kriz ülkenin her yanını etkiliyor. Ancak bölgede kalkınma ve istihdam sorunu var. Bu konuda da bölgeye özel kalkınma ve istihdam paketleri hazırlamak, pozitif ayırımcılığa gitme yolu düşünülebilir. Diğer alanlar için de söylüyorum: Pozitif ayırımcılık yapalım, ama sen yap kardeşim, uygulamasını sen yap.”

Zaman lehimize çalışıyor

Baykal üzerinde çalışmaların sürdüğünü vurguladığı Kürt sorunu çözüm paketinin oluşum aşamasındaki ana hatlarını böyle açıklıyor. Önümüzdeki günlerde yeni açılımların işaretini verdiği konuşmamızda şunları da söyledi:

* “Zaman Türkiye’de bütünleştirici güçlerin lehine çalışıyor. Zihniyet sevindirici şekilde değişmeye başladı. Biz benzeri şeyleri 20 yıl önceki Güneydoğu raporumuzda da söylemiştik. Şimdi askeri de sivili de aynı bütünleştirici noktaya geliyor.”

* “İşte Şeyh Sait’in torunu Abdülmelik Fırat da söylemiş (dünkü Vatan’da Mine Şenocaklı’nın mülakatı-MY) Türkiye’de 5 milyon Türk-Kürt çift var, nasıl ayıralım diye. Türkiye’nin batısında doğusundan fazla Kürt kökenli vatandaşımız yaşıyor. Türk toplumunun çoğu asimile olmadan entegre olmuşsa, bu sorun ülke bütününe ilişkin olmaktan çıkıyor demektir. DTP, batıda kendisine oy vermeyen insanları da mı temsil ediyor? Bunu söylemek mümkün mü?

* “Artık 19’uncu yüzyılda değiliz. 1820’de miyiz? Mora İsyanı mı çıkaracaksın? Bitti bu hikâyeler.
Biz gözümüzü dikmişiz Avrupa’ya bakıyoruz. Birilerinin Ortadoğu için hazırladığı bölünmüş haritalarla mı uğraşacağız. Hayır, geleceğiz Türkiye’sini birlikte kuracağız. Geleceğin Türkiye’sini birlikte kurmamız lazım.”


Chp ilçe örgütü, gebze belediye başkanı köşker’i kutladı

Yazan: HaSaN Tarih: Nis 10th, 2009 | Kategori:: Haber

KOCAELİ (İHA) - CHP Gebze Belediye Başkan Adayı Halil Çalık ve CHP ilçe örgütü, Belediye Başkanı Adnan Köşker’e tebrik ziyaretinde bulundu.

Halil Çalık ile CHP İlçe Başkanı İsmet Kara ve Belediye Meclis üyeleri, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker’i ziyaret etti. Başkan Köşker, seçimlerin geride kaldığını, Gebze halkının kendilerine hizmet görevi verdiğini belirterek, “Bizler ve sizlerin hep birlikte ortak amacı Gebze’yi yaşanılabilir bir şehir haline getirmektir. Bunun için de biz Gebzelilik bilincine büyük önem veriyoruz. Güzel ve yaşanılabilir bir şehri Gebzelilerle birlikte kuracağız. 30 Mart sabahından itibaren hizmete odaklandık. Halkımıza vaat ettiğimiz projeleri bir bir hayata geçireceğiz” dedi.

Gebze’yi yaşanılabilir bir kent haline getirmek için üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını ifade eden Halil Çalık, “Gebze’ye iyi hizmet için el birliği yapmaya hazırız. Eleştirilerimiz olacaktır. Bu da demokrasinin gereğidir. Yapılan iyi çalışmaları destekleyip yapamadıklarınızı eleştireceğiz” diye konuştu.

Doğru yapılan işlerin yanında olacaklarını kaydeden Halil Çalık, “Gebzeliler bize muhalefet görevi verdi. Yaptığınız her iyi çalışmada size destek vereceğiz. Ön yargılı olmayacağız. Muhalefet olmazsa iktidar da olmaz. Gebze’yi yaşanılabilir bir kent yapmak için meclis üyesi arkadaşlarımla uyum içinde çalışacağınıza inanıyorum” şeklinde konuştu.


Erdoğan’ın bilmediği şeyler!

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 15th, 2009 | Kategori:: Haber
Baykal “Erdoğan Baykal’la yatağa giriyor, Baykal’la uyanıyor” diye başbakanı eleştirdi ve onun bilmediğini iddia ettiği şeyleri söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın işsiz kalmanın, parasız kalmanın, eve ekmek götürememenin ne demek olduğunu bilmediğini söyledi.

Baykal, partisince Hatay’da Uğur Mumcu Alanı’nda gerçekleştirilen mitingde, konuşmasına, Ankara’daki programı uzadığı için gecikmeli geldiği ve yağmur altında beklettiği için özür dileyerek başladı.

ERDOĞAN BUNLARI BİLİYOR MU?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye’de 4 milyon olan işsiz sayısının, son bir yılda 5 milyona çıktığını belirterek, şunları kaydetti:

”Bir yılda 1 milyon kişi işini kaybetti. Başbakan, işsiz kalmanın, eve ekmek götürmemenin ne olduğunu bilemez? Kendisi çocuğunu arkadaşının, dostunun parasıyla ABD’de okutuyor. 2 milyon temizlik parası veremeyip çocuğunın karşısında boynu bükük kalmanın ne demek olduğunu biliyor mu?

 Üniversiteli gencin sorunu onu çok ilgilendirmiyor. Başbakan, Baykal ile yatağa giriyor. Baykal ile uyanıyor. Ben diyorum ki tarafsız, ülkenin itibarlı saygın gazetecilerinin bulanacağı bir ortamda birlikte televizyona çıkalım. Her sorulana açıkça cevap verelim. Kaçıyor, çünkü söyleyecek bir şeyi yok. Başbakan olduğu günden bu yana horoz dövüşü gibi, ya Baykal’a, ya CHP’ye hatta İnönü’ye bile çatıyor. Başbakan, bize cevap yetiştireceğine ekonomiyi düzelt, yeni fabrikalar yatırımlar yap. Eylül ayında ekonominin düzelmesi için 7 maddelik formül verdik. Ama ciddiye almadın. Bize ‘daha 40 fırın ekmek yemen lazım’ diye tepki gösterdin.”

3011′DE İKTİDAR

Başbakan Erdoğan’ı üslup konusunda uyardığını, bunun çok yararı olduğunu ifade eden Baykal, bunu memnuniyetle karşıladığını söyledi. Deniz Baykal, Başbakanın son günlerde ”Baykal neden hiç başbakan olamadı” konusunu gündeme getirdiğini hatırlatarak, ”Başbakanlık nasip işi. Oluruz veya olmayız. Başbakan Erdoğan 3011 yılına kadar bize zaman tanımış. Benim ne olacağım önemli değil. Başbakan, iktidardan düşünce ne olacak? Önemli olan başbakan olmak değil, adam gibi adam olmak” dedi. 

Amik Ovası’nın Türkiye’nin en verimli toprakları olduğunun altını çizen Baykal, son yıllarda hükümetin yanlış politikası nedeniyle 1 milyon 200 dönümlük arazinin sulanamadığını savunarak, şöyle konuştu:

”Eskiden Amik Ovası’nda bir milyon dönüm alanda pamuk ekilirdi. Şimdi pamuğu Yunanistan’dan ithal ediyoruz. Temel ürünlerimiz buğday ve mısır da ithal ediliyor. Yakın gelecekte narenciye de ithal edeceğiz. Bu hükümet tarımı bitirdi. Tütüne, pancara kota koydu. Çiftçi traktörünü, tarlasını satarak tarımı terk etti.”

Esnafın kepenk kapattığını, vergiler altında ezildiğini iddia eden CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

”’80 yılı aşkın Türkiye Cumhuriyeti’nde en fazla para kullanan AK Parti hükümeti, bunlar yetmiyor gibi kar eden büyük kuruluşları da yerli ve yabancı büyük kuruluşlara sattı.

Cumhuriyetten bu yana dış borcumuz 220 milyar dolardı, AK Parti Hükümeti 6 yıl içinde 230 milyar dolar borç yaptı, ama işsizliği, tarımı, sağlığı, eğitimdeki sorunları çözemedi. Bu hükümet döneminde fabrika yapma dönemi bitti, fabrika kapatma dönemi başladı.

Başbakan Erdoğan, geçmiş yıllarda büyük tesisleri kuran, barajlar, köprüler, petro-kimya fabrikaları ve üniversiteler açan, orduyu güçlendiren Atatürk, İnönü, Bayar, Menderes, Özal ve Erbakan’a teşekkür edeceği yerde, zaman zaman hakaretler etti. Şimdi soruyorum, 230 milyar dolarla yeni fabrikalar mı açtı, çiftçinin yüzünü mü güldürdü, ekonomiyi mi güçlü tuttu, işsizliği mi önledi? 10 tezgahtan 4′ü bu hükümet döneminde kapandı. Sürekli olarak TOKİ ve çift yollarla övünmekten başka neler yaptılar?”

”ALMANYA’DAN DENİZ FENERİ DOSYASINI BİZ GETİRDİK”
Almanya’dan Deniz Feneri dosyasını Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Ali Kılıç’ın getirdiğini hatırlatan Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Eskiden yolsuzluk, hırsızlık tek başına yapılırdı, raconu vardı. Deniz Feneri, iktidar himayesinde. Şirket, dernek mevzuatına uygun binlerce gurbetçinin fitre ve zekat adı altında parasını toplayarak, alışveriş merkezleri, televizyonlar kurdular. Ramazan Bayramı’nda Almanya’ya giden Deniz Feneri üyeleri, binlerce gurbetçinin hayır için ayırdığı paraları topladılar. Alman polisi bu derneğin kötü bir faaliyet gösterdiğini fark etti ve gereğini yaptı. Sonra döndü Türk yetkililere dedi ki ‘Bundan sonra bu işleri siz takip edin’. Dosya beklenmeye başlandı. Kaplumbağanın sırtına bile koysanız bu dosya 6 ayda gelirdi. Ama bir türlü getirilmek istenmedi. MYK Üyesi Ali Kılıç, gitti dosyayı getirdi. Almanya’dan Deniz Feneri dosyasını biz getirdik. Şimdi soruyorum. Bu dine, kitaba sığar mı? Zaten Alman polisi, çok açık bir ifadeyle ‘Deniz Feneri’nin gerçek zanlıları Türkiye’de’ dedi. Böyle Ali-Cengiz oyunu olur mu?”

Baykal konuşmasından sonra Hatay’ın Merkez ilçe Antakya Belediye Başkan Adayı İris Şentürk ile diğer ilçe ve belde adaylarına destek istedi.

Özel uçakla Hatay’dan Adana’ya hareket eden Baykal, buradan da karayolu ile Mersin’e geçerek partisince düzenlenen mitinge katılacak.

Mitinge, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, Genel Sayman Mustafa Özyürek, İl Başkanı Halef Tiftikçi, il, ilçe, belde ve köylerden partililer katıldı.

Programa göre saat 11.00′de başlaması gereken ve Baykal’ın 12.45′de geldiği miting alanında, bu süre içinde Faruk Demir konser verdi.


Fiyatını da bilmiyor bakım bedelini de

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 10th, 2009 | Kategori:: Haber

CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kadir Topbaş’ı eleştirirken gündem getirdiği su satış ve bakım bedeli ile ilgili iddiaları raklamlarla yalanlandı.

 

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun su fiyatı üzerine başlattığı tartışma yeni bir boyut kazandı. İstanbullulara suyun pahalı satıldığını öne süren fakat suyun kaç paradan satıldığını bilemeyen Kılıçdaroğlu’nun, 39 TL bakım bedeli alınıyor iddiasına belediyeden yalanlama geldi.

Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde seçim çalışması için gittiği Şile ve Ağva’da Kanal 7 muhabiri Ahmet Gemici’nin “İstanbul’da suyun metreküp fiyatını biliyor musunuz?” sorusuna cevap vermemiş farklı bir konuyu gündeme getirmişti. “İstanbul’da ön ödemeli su sayacı kullanılıyor ve bakım parası alınıyor. Şu soruyu soruyorum. Lütfen Topbaş’a sorun. Ön ödemeli su sayaçlarından bakım parası neden alınıyor? Bu para az bir para değil” diye konuştu. Bu parayı eğer biri alıyorsa o zaman ikinci bir soru daha sorması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu ön ödemeli sayacın garantisi yok mu? Madem ki belirli bir süre bakım garantisi veriliyor. Vatandaşlardan neden 39 TL’ye varan para alıyorlar” diyen Kılıçdaroğlu’nun  39 TL iddiasına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yalanlama geldi.

Abonelerden 1981 yılından beri bakım bedeli alındığını doğrulayan belediye yetkilileri fakat bunun iddia edildiği gibi 39 TL değil de en fazla 4,79 TL olduğunu belirttiler.

Yapılan açıklamada, “Bakım Bedeli; 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve İSKİ Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre İSKİ’nin kuruluşundan bugüne kadar, yani 1981 yılından itibaren alınmaktadır. İSKİ tarafından yapılan yeni bir uygulama söz konusu değildir.” denilirken abonelerden hangi tarife üzerinden bakım bedeli alındığı ise şöyle belirtildi:  ”39 TL. alındığı iddia edilen söz konusu bakım bedeli yönetmelikler gereği abonelerin aylık su tüketimine göre oluşan tarifenin 1 m3 su fiyatı karşılığıdır. Yani, aboneler kullandığı metreküp birim fiyatına göre bakım bedeli ödemektedir. Aylık 10 m3’e kadar su kullanan bir abonenin ödediği bakım bedeli 2,13 TL.’dir. En pahalı bakım bedeli ise 4,79 TL. ile Sanayi ve Şantiye kullanımları içindir. Kartlı Su Sayacı kullanan konut abonelerimizden ise aylık, 10 m3’ten fazla kullansalar bile 2,13 TL. bakım bedeli tahsil edilmektedir.  Özetle belirtecek olursak, İstanbul’da aylık en ucuz bakım bedeli 2,13 TL., en pahalı bakım bedeli de 4,79 TL.’dir. 39 TL. alındığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.  Ayrıca, tüketimi olmayan abonelerden bakım bedeli alınmamaktadır. Yazlıkçı abonelerden ise bakım bedeli 4 aylık süre için alınmakta, diğer aylarda alınmamaktadır.