Yazan: admin Tarih: Åžub 11th, 2010 | Kategori::
Haber
Antalya’da 8 Åžubat Pazartesi gecesi, Gebiz Çayı’nın taÅŸması sonucunda yaÅŸanan sel felaketinden bir aÄŸacın dalına 7 saat süreyle tutunarak hayatta kalan Ümit Rıza TürktaÅŸ yaÅŸadıklarını anlattı.
Türktaş, geçmiş olsun dileğinde bulunmak üzere evine ziyarete gelenlerle yaptığı sohbette, olay gecesinde yaşadıklarını anlattı. AA muhabirinin de ziyaret ettiği Türktaş, o gece ve ertesi gün, korkudan çok, çok sevdiği bir arkadaşını kaybettiği için üzüldüğünü, acı çektiğini söyledi.
Görüntü ve fotoÄŸraf alınmasını istemeyen TürktaÅŸ, hayatta kalmasının bir mucize, Allah’ın kendisine bahÅŸettiÄŸi bir lütuf olduÄŸunu dile getirdi. Sele ilk kapıldıklarında Mustafa Dolapçı ile birlikte inerek hemen aracın üzerine çıktıklarını, bir süre burada bekledikten ve aracın hareket ettiÄŸini farkettikten sonra suya atlamaya karar verdiklerini anlattı. Suya atlamadan önce, Mustafa Dolapçı’ya, ”Ayakkabılarını çıkar öyle atla abi” dediÄŸini ve son temaslarının bu olduÄŸunu belirten TürktaÅŸ, Dolapçı’yı bir daha görmediÄŸini dile getirdi. Araçtan atladıktan sonra tesadüfen bulduÄŸu bir aÄŸacın dalına tutunduÄŸunu anlatan TürktaÅŸ, şöyle konuÅŸtu:
”Dala tutunduktan sonra bir süre sessizlik oldu. Neler olup bittiÄŸini anlamaya çalıştım. Bu arada bağırarak sesimi duyurmaya çalışıyordum. Bir süre sonra beni fark ettiklerini anladım. Bazı çalışmalar yapılıyordu ama ne olduÄŸunu anlayamıyordum. Hava karanlıktı. Bir süre sonra bir helikopter geldi. Hemen üzerimde ve 20 metre kadar yakınımdaydı. Helikopter yaklaÅŸtığında çok umutlandım ve bağırdım ama sonra uzaklaşıp gitti. Zaman ilerledikçe kendi kendime çözümler üretmeye çalıştım. İlk iÅŸ olarak denizcilik eÄŸitiminden aldığım bilgilerle kendimi bir cenin ÅŸekline getirerek, vücudumu küçülttüm. Böylece vücut ısısının daha çok muhafaza edileceÄŸini biliyordum.”
-”SABAHA KADAR BİR IÅžIK GÖRMEK, BİR SES DUYMAK İSTEDİM”-
Bağırmanın adrenalin salgılayarak vücudu daha sıcak tutacağını bildiğini ve sürekli bağırdığını belirten Türktaş, suyun çok soğuk olduğunu, tüm çabalarına rağmen üşüdüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Elim yoruluyordu ve sık sık deÄŸiÅŸtiriyordum. BeÅŸer dakikalık arayla dalı tuttuÄŸum elimi deÄŸiÅŸtiriyordum. Bir elimle dalı tutarken bir elimle suyun getirdiÄŸi çöpleri, çalıları topluyordum.
BulunduÄŸum yerde su duraÄŸandı. BulduÄŸum çöp ve aÄŸaç parçalarıyla vücudumun etrafına bir çember oluÅŸturarak bu bölgedeki suyun ısınmasını saÄŸladım. Nitekim akıntı hızlanınca bu çember dağılıyor ve suyun soÄŸukluÄŸu daha fazla hissediliyordu. Zaman geçiyordu ve yoruluyordum. Ama o dalın ucunda hayata tutunmak zorundaydım ve tutundum. Bir yandan da bağırmaya devam ediyordum. Gece boyunca, sabaha kadar hep bir ışık görmek, hep bir ses duymak istedim. El feneriyle biri bana doÄŸru zaman zaman ışık tutuyordu. O ışık bile beni rahatlatıp umutlandırıyordu.”
-”ZAMAN ZAMAN UMUTSUZLUÄžA KAPILDIM”-
Kollarının iyice yorulduğunu ve zaman zaman umutsuzluğa kapıldığını anlatan Ümit Rıza Türktaş, yaşadığı tüm zorluklara ve soğuk suya rağmen yorgunluktan uykusu geldiğini, uyumamak için büyük çaba sarfettiğini söyledi.
Bir ara suyun yükseldiÄŸini, bu yükselmenin kendisini rahatlattığını belirten TürktaÅŸ, ”Su yükselince kolumu aÄŸacın dalına dolayarak ellerimi dinlendirme imkanı buldum” dedi.
Olup bitenlere bir anlam veremediÄŸini ve neden kendisinin kurtarılması için daha fazla ÅŸey yapılmadığını düşündüğünü aktaran TürktaÅŸ, ”Bir bot ya da can yeleÄŸi atılmasını istedim. Olmadı. Bu yapılamaz mıydı? Tepeme kadar gelen helikopterden bir can yeleÄŸi atılamaz mıydı? Belki bir can yeleÄŸiyle bile kendimi kurtarabilirdim. Yüzlerce can yeleÄŸi atılabilirdi suya. Bir insan hayatı için buna deÄŸmez miydi. Bir bot, bir can yeleÄŸi atılmasını istedim, bağırdım ama ya sesimi duyan olmadı ya da anlamadılar” diye konuÅŸtu.
Çok umutsuzluğa kapıldığı bir anda suyun kendisine bir köpük getirdiğini ve bu köpüğün, kurtulmasındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu dile getiren Türktaş, şöyle devam etti:
”Çok yorulduÄŸum ve bir bot ya da can yeleÄŸi gönderilmesi için bağırdığım anlarda bir köpük takıldı elime. Allah bana bir köpük parçası gönderdi. Buzdolabı ambalajında kullanılan bir köpük. O beni kurtardı. Yukarıya doÄŸru asılmaktan iyice yorulan kollarımı bu köpükle dinlendirdim. Zaman zaman altıma koyduÄŸum, zaman zaman elimin altına koyduÄŸum bu köpük, önemli bir dinlenme ve rahatlama imkanı verdi bana.”
Zaman zaman bilinç kaybına uÄŸradığını ve çok yorgun düştüğünü dile getiren TürktaÅŸ, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte düşünme zorluÄŸu çekmekle birlikte umutlarının arttığını ancak yine de gelen kimse olmadığını söyledi. Artık bayılma noktasına geldiÄŸi bir sırada, arkadaÅŸları Ahmet ve Adil MüftüoÄŸlu’nun bir botla gelerek kendisini sudan aldığını ve bota çıkardığını ifade eden TürktaÅŸ, ”Hastaneye götürüldüğümde vücut ısım 33 derece imiÅŸ. Bu bir insanın ölme aÅŸamasında olması demektir. ArkadaÅŸlarım da bu konuda eÄŸitimli oldukları için yanlarında ÅŸeker getirmiÅŸler ve beni bota çıkarır çıkarmaz aÄŸzıma iki ÅŸeker koymuÅŸlar. Bu ÅŸekerleri aÄŸzıma koymasalar belki hastaneye varmadan ölebilirdim.”
-”TEK DÜŞÜNDÜĞÜM BİR ARKADAÅžIMI, CANIMI KAYBETMİŞ OLMAM”-
Kendine geldikten sonra ilk önce arkadaşı Mustafa Dolapçı’yı sorduÄŸunu ve onun durumunun kendisini çok üzdüğünü söyleyen TürktaÅŸ, ”Bütün samimiyetimle söylüyorum. Elbette beni ÅŸok edecek çok zor bir gece yaÅŸadım. Ölebilirdim. O dala tutunurken bunun bilincindeydim. Her an ölebileceÄŸimi düşünüyordum ama yaÅŸadığım acıları ya da ölüm korkusunu düşünmüyorum. Tek düşündüğüm, tek üzüldüğüm ÅŸey, geçmiÅŸimi ve geleceÄŸe yönelik hayallerimi paylaÅŸtığım bir arkadaşımı, canımı kaybetmiÅŸ olmam. En büyük üzüntüm bu. Bu üzüntüyü o dala tutunurken de her ÅŸeyden çok hissettim” diye konuÅŸtu.
Olanlara üzüldüğünü ve bazı ÅŸeyleri hala anlamakta zorlandığını dile getiren TürktaÅŸ, ”Olanlara çok üzülüyorum. Ben devletine, ülkesine sadık, saygılı biriyim. Her türlü vatandaÅŸlık görevimi en iyi ÅŸekilde yerine getirdiÄŸimi düşünüyorum. Devletimi de eleÅŸtirmiyorum. Yanlış varsa zaten onlar bulur. Ama bir bot salınabilseydi beni kurtarabilirlerdi. Bot, suda batmayacak tek ulaşım aracıdır. Bunu bilen birilerinin orada olması gerekirdi. Ben kurtuldum, arkadaşımı kaybettik. Yarın baÅŸkaları da kaybolmasın. İsterim ki bundan sonra daha bilinçli davranılabilsin” dedi.