ChatNetlog.Com Blog

Güncel Haber ve Multimedya Blogu

Mart 2009 iin arsiv

Bilim adamları ‘dinozorcuk’ keşfetti

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 17th, 2009 | Kategori:: Haber

Kanadalı araştırmacılar, 74 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen minik dinozorlar keşfetti. Ot yiyen dev cüsseli akrabalarının aksine minik etobur dinozorlar oldukça yırtıcı özelliklere sahip.

 

Kanadalı araştırmacılar, Kuzey Amerika’da bebek büyüklüğünde etobur dinozor keşfetti. Calgary Üniversitesinden Nicholas Longrich’e göre, etobur “velociraptor” türü dinozorun 1,8 ile 2,2 kilogram ağırlığındaki bu minik kuzeninin, böcekler, memeliler ve hatta bebek dinozorlar gibi dişine göre ne bulursa avladığı ve yediği tahmin ediliyor.

Longrich ve meslektaşı Philip J. Currie, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmalarında, “bebek dinozorun”, güney Alberta’nın ormanlık ve bataklık alanlarında 74 milyon önce yaşadığını da kaydetti.

Çin’de son birkaç yılda ortaya çıkarılan aynı küçüklükteki dinozorların ve bunlarla ilgili yapılan çalışmaların, araştırmacıların Kuzey Amerika’daki bu bebek dinozoru belirlenmesine yardımcı olduğu belirtiliyor.

Bu bebek dinozorun kemiklerinin, çeyrek yüzyıl önce toplanan fosiller arasında bulunduğunu ve bu zamana kadar bir müzenin çekmecesinde tutulduğunu anlatan Longrich, bunlar üzerinde yaptıkları araştırmada tespit ettikleri küçük pençelerin genç bir dinozora ait olduğunu sandıklarını, ancak leğen kemiğini incelediklerinde bu pençelerin bir yetişkin dinozora ait olduğunu tespit ettiklerini kaydetti.

Longrich, bu buluşlarının, bulunmayı bekleyen daha küçük dinozorlar ihtimalini artırdığını ifade etti.

Kuzey Amerika’da bundan önce bulunan en küçük etobur dinozorun bir “kurt” büyüklüğünde olduğu belirtildi.


Evde beslediği kuzuya bez bağladı

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 17th, 2009 | Kategori:: Haber

Samsunlu Yurtseven ailesi, evlerinde kedi ve köpek yerine kuzu besliyor. Bebek gibi el üstünde tutulan kuzunun yerleri kirletmemesi için altına da bebek bezi bağlanması dikkat çekiyor.

 

Reşadiye Mahallesi`nde oturan 2 çocuk babası Ahmet Yurtseven (44), 3 günlükken satın aldığı ve “Yaprak” adını verdiği kuzuyu bir haftadır evinde besliyor. Özel bir şirkette çalışan Yurtseven, kuzunun günlük 3 TL masrafı olduğunu, aylık kendisine 90 TL masraf çıkacağını söyledi. 

  Kuzunun artık ailenin bir ferdi olduğunu ifade eden Ahmet Yurtseven, “Biberonla günde 1 litreyi aşkın süt içiriyoruz. Evi kirletmesi için de günde 4 kez altını hazır bebek bezi ile bağlıyoruz. 2-3 günde bir banyoda şampuan ile yıkayıp saç kurutma makinesi ile tüylerini kurutuyoruz. Geceleri çocuklarla birlikte yatıyor. Kuzu, bizi ailesi zannediyor. Tamamen büyüyene kadar evde besleyeceğiz. Ancak, daha sonra ondan nasıl ayrılacağız bilemiyorum” dedi.  

  Babasının eve kuzu getirmesine çok sevindiğini söyleyen Mustafa Yurtseven (14) ise, “Kimileri evinde kedi ve köpek besliyor. Biz de kuzu besliyoruz. Kuzu evin maskotu oldu. Ailece ona alıştık. Geceleri benimle yatıyor” diye konuştu. 

  Kuzuyu evde yalnız başına bırakamadıklarını her yere götürdüklerini söyleyen Ahmet Yurtseven, “Tıpkı bir bebek gibi. Misafirliğe gidince onu da yanımızdan ayırmıyoruz. Gittiğimiz her yerde büyük ilgi görüyor. Özellikle çocuklar kuzuyu çok seviyor” şeklinde konuştu.


Arşivlerde unutulmuş bir fotoğraf

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 17th, 2009 | Kategori:: Haber

Türkiye’de İkinci Cumhuriyet tartışmalarının seyrine katkı sağlayacak bu ilginç tarihi fotoğraf, bakın ne zaman, nerede çekilmiş ve hangi yayın organında nasıl yayınlanmış:

 

Gazeteci yazar Aydın Engin, dün www.tempo24.com.tr sitesinde, arşivlerde unutulmuş bir fotoğraf yayımladı.

Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının yer aldığı fotoğraf 48 yıl önce, 29 Ekim 1961 tarihinde Ankara’da çekilmiş, Hayat Dergisi’nin 265. sayfasında yayımlanmış. 

Derginin fotoğraf için kullandığı resimaltı yazısı : “Üstte kahraman hava kuvvetlerimize mensup uçakların Türk göklerine yazdığı ’2. Türkiye Cumhuriyeti’ ibaresi görülmektedir. Bu heyecan verici tabloyu Hava Kuvvetleri Kumandanlığı’nın özel fotoğrafçıları çekmiştir.”…

Aydın Ergin ise fotoğrafı şu yazı eşliğinde yayınladı:

Kaçıncı Cumhuriyet?

“Yazıya geçmeden bence yukarıdaki fotoğrafa dikkatle bakın. Bu fotoğraf, bundan 48 yıl önce, 29 Ekim 1961’da, Ankara göklerinde çekildi. Dönemin populer haftalık dergisi “Hayat Mecmuası”nın 265. sayısında yayınlandı. Noktasına, virgülüne dokunmadığım resimaltında aynen şöyle yazıyor: 

“Üstte kahraman hava kuvvetlerimize mensup uçakların Türk göklerine yazdığı ‘2. Türkiye Cumhuriyeti’ ibaresi görülmektedir. Bu heyecan verici tabloyu Hava Kuvvetleri Kumandanlığı’nın özel fotoğrafçıları çekmiştir.”

Fotoğraf Türkiye’de başlayan “yeni” dönemin hoş ve ilginç bir belgesi.

Hepsi bundan ibaret olaydı Tempo24’ün bir başka bölümünde yayınlanabilirdi. Belgeyi yazıişlerine teslim etmeyip Tırmık’ta kullanmama gelince…

 

* * *

Sanırım 90’lı yıllardan itibaren entellektüel yerine “entel”, liberal yerine “liboş” gibi terimler medyada sıkça kullanılmaya başladı. Entel denince “yarım aydın” filan gibi bir küçümseme vurgusu yapılmış; liboş deyince liberal değil, iktidar sahiplerine yaranarak çıkar yada konum elde edenlere laf çarpıtılmış oluyor.

Böylesi küfür niyetine kullanılan terimlerden biri de “ikinci cumhuriyetçi”. Bu terim bazan yazıyla bazan rakamla “ikinci” yazılarak kullanılıyor. Daha da ağırlaştırmak isteyenler “numaralı cumhuriyetçi” filan diyorlar.

* * *

Kanımca 2. Cumhuriyet terimine itirazların temelinde, bilincin diplerinde yatan “devlet tapıncı” var.

Türk ırkçı-milliyetçilerinde ve kimi siyasal islamcılarda bu tapınç, “Devlet ebed müddet” teriminde ifadesini buluyor. Türk devletinin kesintiye uğramadan bugünlere geldiğini, bundan böyle de sonsuza dek süreceğini vurgulamak istiyorlar.

Tabii bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek makamı olan Cumhurbaşkanlığı forsunda niye 16 yıldız olduğu, bu 16 yıldız tarihte kurulmuş Türk devletlerini simgelediğine göre “devlet ebed müddet” iddiasının gerçeği ne kadar yansıttığı sorusu cevapsız kalıyor.

Devlet tapıncının kendini “ulusalcı” olarak niteleyen kesimlerdeki yansıması ise “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete el ve dil uzatılması” kaygısı.

Bu çok da haksız bir kaygı değil. Özellikle siyasal islamın çeşitli kollarında “Osmanlı’ya özlem” belirgin. Bu kesimlerde cumhuriyet ile laiklik bir ve aynı “musibet”in iki yüzü. İran’ın, Libya’nın da birer cumhuriyet oldukları; cumhuriyetin sadece ve sadece “padişahlık” yada ”sultanlık” gibi devlet biçimlerine karşı “cumhur”un, yani yurttaşların egemenliği demek olduğunu bilerek yada bilmeyerek gözardı ediyorlar.

Ama ulusalcı kesimin “2. cumhuriyet” denince tepelerinin atması bir üst paragraftaki kaygıyla sınırlı değil. Onlar Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet’in şu yada bu yönde, şu yada bu ölçüde değişmesine karşılar.

Oysa değişebilir. Cumhuriyetler de kendi tarihsel süreçlerinde dönemeçler, kırılma noktaları yaşayabilirler.

Somut bir örnek: Fransa 1789’dan beri bir cumhuriyet. Bu gün sapasağlam, güçlü ve halkına refahı yaşatan bir cumhuriyet. Dahası laik, özgürlükçü…

Ancak bugünkü Fransa cumhuriyeti “5. cumhuriyet” diye anılır. Hem de resmen. Birincisi 1789’da kralın tepetaklak edilip, cumhur’un (=halkın) yönetimi ele almasıyla kurulmuştu. İkincisi köklü bir değişim anlamına gelen, “halkların baharı” denen o büyük yurttaş ayaklanmaları döneminde, 1848’de kuruldu. Üçüncü 1875’de. Dördüncü 2. Dünya Savaşının ardından cumhuriyet yeniden yapılandırılırken, 1946’da kuruldu. Beşinci ise Fransa’nın Kuzey Afrika’daki son sömürgelerinden Cezayir’in bağımsızlığını tanıyıp “sömürgeci cumhuriyet” utancından vazgeçtiği 1958’de…

Yani cumhuriyetleri güçlü kılan “numaraları” değil. İlkeleri, çağa uygun dönüşebilme yeti ve yetenekleri.

* * *

Şimdi lütfen yazının başındaki fotoğrafa bir daha bakın. 27 Mayıs Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa tarihinde gerçekten önemli bir dönemece işaret eder. Bir yanıyla bir darbeyle kesintiye uğramasıdır. Ama öteki yanıyla “yeni Anayasası” ile daha çağdaş, daha demokrat, daha özgürlükçü bir cumhuriyetin kuruluşudur…

Bu konuda gocunmak, tutuculaşmak gereksiz. Nitekim 27 Mayıs’ın mimarları da gocunacak, kaygılanacak bir şey görmemişler ki ordunun uçakları ile gökyüzüne “2. Cumhuriyet” yazmışlar…

Hoş değil mi?”

aengin@tempo24.com.tr

(www.tempo24.com.tr)


Gözaltındanki astsubaylarla ilgili şok iddia

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 16th, 2009 | Kategori:: Haber

Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi’nde görev yapan ve gözaltına alınan Astsubay Ali Balta’nın babası Mesut Balta, 20 dakika görüştüğü oğluyla ilgili çok çarpıcı konuştu

 

 

2. Hava İkmal Bakım Merkezi’nde gözaltında tutulan oğluyla yaklaşık 20 dakika kadar görüşebilme imkanı bulduğunu belirten baba Balta, oğlunun durumundan hiç hoşnut olmadığını söyledi. Görüşme sırasında sorduğu sorulara oğlu Ali Balta’nın makul ve mantıklı cevaplar vermediğini; yaptığı hareket ve davranışlarında çok anormal olduğuna dikkat çeken baba Balta, “Oğlumun akıl sağlığından şüphe ediyorum. Yetkililere buradan sesleniyorum: Benim oğlumun sağlık durumu çok kötü. Bir an önce tedbir alınmasını istiyorum. Oğlumun bir an önce hastaneye kaldırılarak sağlık raporu alınmasını talep ediyorum.” dedi.

Avukatının defalarca Kayseri’ye gelerek oğluyla görüşmek istemesine rağmen neden görüştürülmediğini oğluyla görüştükten sonra daha iyi anladığını ifade eden baba Balta, 2. Hava İkmal Bakım Merkezi nizamiyesinden çıkmasına rağmen aklının oğlunda kaldığını dile getirdi.

Görüşme sonrasında ayrılırken elini uzatmasına rağmen oğlunun elini uzatmadığını belirten baba Balta, “Ben vedalaşmak için elimi uzattığımda bana ‘ne diyorsun’ diye karşılık verdi. Ancak elimi öpmeyecek misin diye sorduktan sonra elimi öpmeye çalıştı. Ben memleketimize gidiyorum selam söylemeyecek misin diye sorduğumda hiçbir karşılık vermiyor. Oğlum müthiş derecede depresyon geçiriyor. Yetkililerden yardım istiyorum.” diyerek çaresizliğini dile getirdi.

 


Çanakkale’de yeni bir şehitlik bulundu

Yazan: HaSaN Tarih: Mar 16th, 2009 | Kategori:: Haber

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırları dışında bulunan Yalova köyünde, yeni bir şehitlik tespit edildi. Yeni bulunan şehitliğin subay şehitliği olduğu anlaşıldı

 

Yalova köyü sakinleri, mezarlığın eski olduğunu, mezar taşları üzerinde Arapça yazılar bulunduğu için kime ait olduğunu bilmediklerini, bu yüzden konuyu araştırmak için tarihçiler ve yerel rehberlerden yardım istediklerini söyledi.

Milli Park dışında, daha çok askerlerin toplanma ve dinlenme yeri olarak kullanılan Eceabat ilçesine bağlı Yalova’da yerel rehberlerin araştırmaları sonucu köy mezarlığı yakınında bir subay şehitliği olduğu anlaşıldı. Milli Park içindeki Akbaş Şehitliği’ne 4 kilometre mesafedeki şehitliği derin araştırmalar sonucunda tespit ettiklerini belirten Çanakkale savaşları araştırmacısı Cemalettin Yıldız, resmî kayıtlarda yer almayan subay şehitliğine sahip çıkmak için köy muhtarına, Türk bayrağı ve mezarlığın önüne dikilmesi için “Subay Şehitliği” yazılı bir mermer taş hediye etti.

Milli Park yetkililerinden de şehitliğin onarılması ve ziyaret güzergâhına eklenmesi için talepte bulunacaklarını vurgulayan Yıldız, “Burasının şehitlik olduğu, bugüne kadar resmî tarihçede yoktu. Köylüler mezarları biliyordu fakat yazıları Osmanlıca olduğu için resmî tarihçilerimiz, kimlere ait olduğunu çözemiyordu. Yalova Subay Şehitliği, ilk defa bizim tarafımızdan tespit edilmiş oluyor.” dedi.

Köylerinde savaş eseri olarak Cevat Paşa tarafından yaptırılmış okul ve çeşmeler bulunduğunu ifade eden Yalova Köyü Muhtarı Osman Tezcan ise, “Şehitlik hakkında bilgimiz yok. Bizim köy mezarlığında şehitlerin olduğunu yaşlılarımız söylüyor. Şuralarda hendekler açıp üst üste gömmüşler. Hattâ ağustos ayı olduğundan acele gömmüşler, sonradan sığ mezarlardan cesetleri çıkaran köpekleri vurmuşlar. Burada 3-5 bin kişi olabilir. Biz mezar kazarken 5 kafatası çıktı.” şeklinde konuştu.